Yavuz Sultân Selim Devri (1512-1520) Hilâfet’in Osmanlı Devleti’ne İntikali -II

0
289
Gösterim

Çaldıran Savaşı’ndan sonra gelişen olaylar -Dulkadir Beyliği’nin alınması gibi- Mısır Memlûkleri ile çatışmayı zorunlu kılmıştı.

Memlûkler Halil İnalcık’ın ifadesiyle 1501 yılından beri Kızıldeniz’de saldırıya uğramışlardı ve Osmanlı Devleti’nden de yardım istiyorlardı. Ayrıca Portekizlilerin Kızıldeniz’deki faaliyetlerinden rahatsız olan Arap dünyası Osmanlı Devleti’ni kurtarıcı olarak görüyordu. Mekke şerîfî, bu bağlamda 1516 yılında Osmanlı sultânına yardımcı olması için heyet göndermeye kalksa da Memlûk sultânı tarafından bu hamle önlenmişti. O sıralar Memlûk Devleti’nin başında Kansu Gavri bulunuyordu. Memlûk sultânı İran’dan sonra Osmanlı Devleti’nin kendisine yöneleceğinin farkındaydı. Sultân Selim her ne kadar seferin Memlûklerin üzerine olmadığını belli eden hamleler yapsa da Memlûk sultânının iknâ olduğu söylenemez. Mısır Seferi Sultân Selim’in aklında olan bir seferdi ve hazırlıkları tamamlanana kadar karşı tarafın haberdar olmaması sağlanmalıydı. Sultân Selim “Sen benim pederimsin.” cümlesi ile başlayan mektuplar gönderiyordu. Buna rağmen Memlûk sultânı şüphe etmeye devam ederek tedbiri elden bırakmamaya çalışıyordu.

Müslüman bir devlete savaş îlân etmek için dönemin şeyhülislâmından fetva alınması gerekiyordu.  Zenbilli Ali Efendi, Memlûk Devleti’nin “Osmanlıların kuvvetlenmesi ve yayılması karşısında ‘mülhid’ Safevîlerle ittifak etme”sinden dolayı Mısır Seferi’ni meşrûlaştırıcı bir fetva vermiştir.  Sultân Selim, 1516 ilkbaharında veziriâzam Sinan Pâşâ’yı Memlûklerin iyice hazırlanmalarını önlemek ve Mısır sultânının Şah İsmail ile anlaşmasını engellemek için Fırat boyuna göndermiştir. Bu sefer görünürde Safevî üzerine idi. Sinan Pâşâ Fırat boyuna gelince Memlûk valilerinden izin istemiştir –ki Sultân Selim Sinan Pâşâ’yı göndermekle birlikte Fırat boyunu aşarak Diyarbakır’a girmek istediğini de mektupla beyân etmişti-. Ancak veziriâzamın isteği Memlûk valilerince sert bir şekilde reddedilmiştir.  Sultân Selim Memlûk sultanına seferin İran’a olduğunu anlatacak olan bir heyet göndermiştir. Mısır sultânı mektubun içeriğine inanmadığı gibi heyeti de hapsetmiştir. Bu tür olaylar aslında savaş basamaklarını birer birer hazırlıyordu. Aslında Sinan Pâşâ’nın Memlûklerce durdurulması Yavuz Selim’in ulemadan fetva alabilmesini sağlamıştır. Bu fetvada Memlûkler “İslâm inanışı dışında sayılan Safevîlere karşı girişilen seferi önleyen ve bu şekilde onlara yardım etmiş kabul edilen bir konumda değerlendiriliyordu.” Sultân Gavri’nin ordusunda Osmanlı şehzâdesi Ahmed’in oğlu Kasım’da mevcuttu. Sultân Gavri, Kasım’ı Osmanlı Devleti’ne karşı kullanma niyetindeydi.  Memlûk sultânı yanlarında Abbasî halifesi Üçüncü Mütevekkil olduğu hâlde Suriye’ye girmiş ve bunu Şah İsmail ile Osmanlı Devleti’nin arasını bulmak ve barıştırmak olarak îlân etmişti.  Sultân Gavri’nin bu yaptıklarından elbette Sultân Selim’in haberi vardı.

Tüm hazırlıklarını tamamlayan Sultân Selim Memlûk topraklarına girmeye başlamıştır. Osmanlı ordusunun nüfusu Mustafa Cezar tarafından takriben 80 bin olarak belirtilmiştir.  Memlûk ordusunun süvari ve piyadeleri de Osmanlılarınki kadardı. Osmanlı ordusunun avantajı topçu kuvvetinin bulunması; Memlûk ordusunun avantajı ise meşhur süvarilere sahip olmasıydı. Savaş Halep yakınındaki Merc-i Dabık’ta 1516 yılının Ağustos ayında gerçekleşmiştir. Merc-i Dabık Savaşı Osmanlı Devleti’nin üstünlüğü ile sona ermiştir. Kansu Gavri savaşın sonunda ölmüştür. Savaşın Memlûklerce kaybedilmesinin sebebi Mustafa Cezar’da Kansu Gavri’nin hatalı bir ayırımda bulunuşuna ve topun olmayışına atfedilir. Netîcede savaş Osmanlı lehine sonuçlanmıştır. Bundan sonraki aşamada Halep Gazze gibi yerler alındı. Osmanlı Devleti’nde önemli stratejilerden biri de alınan yerlerin güvenliği için sınırı biraz daha ilerletmektir. Bu amaçla ileride bahsedeceğimiz Ridaniye Savaşı gerçekleşecek ve Mısır alınacaktır. Memlûk sultânının vefatı üzerine yeni bir hükümdâr seçilecekti. Sultân’ın Kahire’de yerine vekil bıraktığı Tomanbay’ın uygun görülmesiyle yeni Memlûk sultânı Tomanbay seçilmiştir. Tomanbay hükümdârlık tahtına oturduğu sırada Sultân Selim faaliyetlerine devam ederek Şam’a girmişti.

Yararlanılan Kaynaklar

  • İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, II, Ankara 2011.
  • Osman Turan, Türk Cihân Hâkimiyeti Mefkûresi Tarihi Türk Dünya Nizâmının millî, İslâmî ve İnsânî Esasları, İstanbul 2013.
  • Mustafa Cezar, Mufassal Osmanlı Tarihi Resimli – Haritalı, II, Ankara 2011.
  • Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu Klâsik Çağ (1300-1600), çev.: Ruşen Sezer, İstanbul 2015.
  • Feridun M. Emecen, Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuruluş ve Yükseliş Tarihi (1300-1600),  İstanbul 2015.

CEVAP VER