İpek Yolu’nun Milattan Önceki Devirlerde Varlığı Üzerine Türk Tarihi Perspektifinde Bir Özet (Göktürklere Kadar)

    0
    121
    Gösterim

    İpek yolunun ismi Çin ile Orta-doğu arasındaki ticaretin ana temasını ipeğin oluşturmasına izafen Ferdinand von Richthofer tarafından verilmiştir. Dolayısıyla Çin’den Orta-doğu’ya, Ön Asya’ya kadar uzanan ticaret yollarının tarihine ipek açısından yaklaşılacaktır. Her ne kadar Richtofer’in tanımı kısıtlı bir tanım olarak addedilmiş ise de İpek Yoluna ipeği hariç tutarak yaklaşmak akla yatkın görünmemektedir.

    İpek böceği yetiştirme ve ipek elde etmenin Çinde M.Ö. 3.000’de görüldüğü zikredilmektedir. Bununla birlikte Çinde endüstri malzemesi haline gelmesi çok daha geç dönemde, Han Hanedanı (M.Ö. 206-220) döneminde vuku bulmuştur. Ancak İpek Yolu ve ipek ticaretinin tarihin hangi noktasından beri kullanıldığı ayrı bir soru işaretidir.

    Pazırık Kurganı’nın buluntularının sergilendiği oda.

    Urallarda yeşim yüzüklere ve Shang Hanedanına ait baltaların bulunması, M.Ö. birinci binin ortalarına tarihlenen Pazırık Kurganı’nda ipeklerin bulunması ve  Tobol taraflarında yapılan kazılardan V. yüzyıllara ait sikkelerin çıkması göz önüne alındığında ipeğin Ural-Altay sahasına kadar çıktığı ve aynı sahada Greklerle bir ticaretin söz konusu olması bahsi geçen bölgede bir ticaret ağının olduğunu düşündürtmektedir. Yukarıda verilen bilgiler ışığında M.Ö. V. yüzyılda Çin’den Güney Sibirya sahası aracılığıyla batıya ipek ticareti yapıldığını düşünmek mümkün olabilir ki Herodot’un verdiği bilgilere bakıldığında M.Ö. V. yüzyılda Kuzey İpek Yolu’nun Kansu’ya kadar takip edilmesi mümkündür. İpek yolunun ana güzergahı olarak söylenen Çini Orta Asya aracılığıyla İran ve Mezopotamya’ya bağlayan karayolu hakkındaki bilgilerin ise M.Ö. VII. Yüzyıla tarihlenen bir çivi yazılı metinde mevcut olduğu bildirilmiştir. Bu bilgilerin ışığında söylenebilir ki M.Ö. 600-400 dolaylarında ipek ticareti ve ipek yolu işler bir biçimde idi. Ancak Çin’in Batı Bölgeleri üzerine olan harekâtı ve başarısından önce Orta Asya ve Orta-doğu ile doğrudan temasının olmamıştır.  Seylan ve Türkistan’a kadar getirilen ipeğin Batıya taşınmasında bazı aracıların olduğu bilinmektedir. M.Ö. 220’li yıllarda Orta Asya ile ticarette aracıların Yüeh-Chihler olduğu görülürken Hiung-nuların hakimiyet döneminde Yüeh-chihler dağıtılıp batıya sürülmüş ve bu saha Hiung-nuların eline geçmiştir. Ancak Hunların ipek ticareti ile yoğun bir uğraşı olamamasına rağmen Yüeh-chihlerin aracılığının sonlanmasından sonra diğer önemli aracılar olan Soğdlular’ın hakimleri durumunda oldukları görülmektedir. Hiung-nu ve Göktürk dönemlerinde bu açıdan bakıldığında aracıların Eftalit ve Soğudlular olduğu fark edilebilir. Sonuç itibari ile Yüe

    İmparator Wu-ti’nin el çizimi bir resmi.

    h-chihlerden sonra aracılar Eftalit ve Soğudlular olmuştur. Ancak Çin’in batıya giden ticaret yollarının Türklerin hakimiyetinde olması her zaman Çin için bir tehdit unsuru olmuştur. Çünkü böylece Türk unsurları istedikleri zaman yolu değiştirip hatta tamamen kapatabilirlerdi. Bu yüzden Hiung-nular zamanında Çin imparatoru Wu-ti, Göktürkler zamanında Çin İmparatoru Chung-Tsung bu ticaret yolunu kendi egemenliklerine alıp tehdidi ortadan kaldırmak için Türklerle mücadelelere girmiştir.

    Yararlanılan Kaynaklar:

    • Nebi Bozkurt, “İpek Yolu”, Diyanet İslâm Ansiklopedisi, C. XXII, İstanbul 2000.
    • Daniel C. Waugh, “The Silk Roads In History”, Expedition, LII/3, Pennsylvania 2010.
    • Xinru Liu, The Silk Road In World History, New York 2010.
    • Özkan İzgi, Orta Asya Türk Tarihi Araştırmaları, haz.: Erkin Ekrem-Serhat Küçük, Ankara 2014.

     

    CEVAP VER